BENİM RAMAZANIM

Her şey o gün başladı. 11 Mart günü Çin’de ortaya çıkan Coronavirus Türkiye’de görüldü. O sabah okula gittiğimde herkes bir panik bir panikti, kimse birbirine dokunmuyor, yaklaşmıyor hatta birbiriyle konuşmuyordu. Ben de aynı panikteydim. Dersler bitince herkes evine gitti, okullar tatildi. Aslında buna tatil denmezdi. Eğitime zorunlu olarak ara verilmişti.Ramazan ayına kadar karantinadaydık ve karantinanın ne zamana kadar devam edeceği belli değildi. Evden çıkamıyorduk. Okula gidemiyorduk ama okul evimize gelmişti.  Çevrimiçi derslerimiz devam ediyordu. Ramazan’da öğretmenlerimiz bize bu ayın maneviyatına uygun görevler veriyordu. Örneğin: “Bu gün Allah’ın on ismini öğrenelim, oruç tutalım, namazlarımızı kılalım, hatimimiz için Kuran-ı Kerim okuyalım…” Bunları yapınca ödül kazanacaktık. Hem dünyada hem ahirette inşallah. Ramazanda olduğumuzdan canım çok sıkılmıyordu, günlerim dolu dolu geçiyordu. Öğretmenlerimle, arkadaşlarımla, akrabalarımızla  görüntülü görüşebiliyordum. Hiç acıkmıyordum ve hiç susamıyordum. Çünkü acıkınca ve susayınca İzmir’de yaşayan dedemi arıyordum. O benim yerime yemek yiyor ve su içiyordu. Bu onunla aramızdaki bir espiri. O yaşlı ve hasta olduğu için oruç tutamıyor maalesef.

İki senedir oruçlarımı tam tutuyorum.Ramazan’ı çok seviyorum.Sahurlara ve iftarlara bayılıyorum. Annem ve ablam hep en sevdiğim yemekleri yapıyor. Afiyetle yiyorum. Belki de çok acıktığım için tüm yemekler bana lezzetli geliyor. Babamın özel formülüyle yaptığı limonata bizde bir Ramazan geleneği.       Cumartesi akşamı sahura kadar uyanık kalmayı denedim. Çünkü uykum hiç gelmiyordu. Canım bu sefer hiç sıkılmadı. Çünkü internette birden çok canlı sahur programı vardı. Onları izleyince vakit geçti ve sahur vakti geldi. Sahura annem benim için krep yapmıştı. Bayılırım. Sahurda yemek yerken birden ışıklar kapandı, kimse ne olduğunu anlamamıştı. Az sonra annem elektrik gitmiş diye seslendi. Ben cama doğru ilerledim, camdan bakınca tüm mahallenin elektriğinin gittiğini gördüm. Ben camdan bakarken babam feneri almış, herkes sofraya oturmuş beni bekliyordu. Hemen sofraya oturdum. Biraz sonra elektrikler geldi. Cama koştum, komşularımızın ışıkları yanıyordu. Ne kadar çok oruç tutan komşumuz varmış diye mutlu oldum.

 

Bence bu Ramazan diğerlerine hiç benzemiyordu, önceki Ramazanları merak edince dayanamayıp babamın yanına gittim. Babama eski Ramazanlar nasıldı diye sordum. Babam: “Nerede o eski Ramazanlar” diye başladı. Kendi çocukluğunun Ramazanlarını anlattı. Bilgisayar, tablet, cep telefonu vb. teknolojik aletler yokmuş. Oruçlar aynıymış ama Ramazan akşamlarında geç saatlere kadar sokakta oyun oynamak çok güzelmiş. En eğlencelisi de akşam karanlığında saklambaçmış. Teravih namazına Niyazi amcanın Anadol marka kamyonetinin kasasına doluşur giderlermiş. Yolda esen rüzgarla birlikte gelen hanımeli çiçeği kokusunu babam hala yüzünde hissediyormuş. Bakkaldan iftar vakti sıcak pide alırmış babam. Ramazanın olmazsa olmazı limonataymış. Komşuluk ve paylaşımın ön planda olduğu, var olanın paylaşıldığı günlermiş. Normalde yetmeyecek olan yemek bu şekilde bereketlenirmiş. Herkesin mutlu olduğu iftarlar yapılırmış. Akrabalar mutlaka birbirine iftara giderlermiş. Ramazan davulcusu tüm Ramazan boyunca mahalleyi sahura kaldırmak için maniler eşliğinde davul çalarmış. Bayramda harçlık toplamaya ve bayramlaşmaya gelirmiş. Ramazan’da Sultanahmet Kitap Fuarı ve Ramazan şenlikleri mutlaka ziyaret edilirmiş. Şimdiki Ramazanlar eskisi gibi değilmiş.

Peki Ramazanlar neden eskisi gibi değil?

Bunun sebebi biz miyiz? Veya asıl sebebi nedir?

Babam: “İstersen eski Ramazanları daha iyi öğrenmek için anneannene sorabilirsin” dedi. Bende babama teşekkür edip anneannemin yanına gittim. Anneanneme eski Ramazanlar nasıldı diye sordum.Anneannem de bildik o cümleyi söyleyerek başladı söze:

-Nerde o eski Ramazanlar…

Demek ki herkes kendi zamanının Ramazanlarını özlüyor diye düşündüm.Anneannem kendi zamanındaki Ramazanları anlattı. Doğrusu pek eğlenceli gelmedi. Onların zamanında eğlenceli aktiviteler pek fazla değil.

Bayramda yine evden çıkmak yasak olacakmış. Harçlık toplayamayacaktım ama dedem babamın hesabına para yatırabilir veya kargo ile gönderir.Bence bu Ramazan’da eskisi gibi büyük sofralar yok, sıcak pideler yok, akraba ziyaretleri yok ama benim Ramazan’ım çok farklı ve güzel geçiyor.  Bizi engelleyen bir virüs var ama bu virüs orucumu ve neşemi götüremez. Ama yine de virüssüz özgür bir Ramazan istiyorum. İnşallah gelecek yıl Ramazan’da virüsten kurtulmuş oluruz. İnşallah eski Ramazanlara geri dönerim.

Nerdeee o eski Ramazanlar…

 

AYŞE SERRA KARAGÜL